Hollanda’da iltica tartışması 2023’te ve 2025’te iki hükümeti düşürdü. İki statülü sistem, aile birleşimi kısıtlamaları ve barınma sorunu Hollanda’nın sığınma düzenini değiştiriyor.
İltica Krizi Yasası (Asylum Crisis Act)
Özellikle son yıllarda yaşanan siyasal gelişmeler, kapasite sorunları ve yeni yasa girişimleri, Hollanda’nın sığınma sistemini köklü bir dönüşüm sürecine sokmuştur. 2023–2025 döneminde ülke genelinde “iltica krizi” söylemi siyaset ve kamuoyunun merkezinde yer almış, bu da politikaları sertleştiren adımların önünü açmıştır.
Yine rakamlar üzerinden konuşacak olursak;
- 2023’ün ortalarında hükümet, yıl sonuna kadar başvuru sayısının 70.000’e ulaşabileceğini öngörmüş ve acil önlemlere ihtiyaç duyulduğunu açıklamıştı. 2023 yılında ilk kez sığınma başvurusu yapanların sayısı yaklaşık 38.000 ile bu öngörünün altında kalmasına rağmen bu sayı dahi Hollanda için çok yüksek bir seviyeyi temsil etmişti.
- 2024’te ise Hollanda, aile birleşimi ve mükerrer başvurular dahil toplam 44.000 civarında başvuru aldı.
- 2025’te ise ilk kez yapılan iltica başvuruları belirgin biçimde azaldı. Yıl genelinde Ter Apel’de 24 binin biraz üzerinde ilk başvuru yapıldı. Bu, 2024’e göre yaklaşık %25, 2023 zirvesine göre ise yaklaşık %40 daha az demek. Yine de yıl içinde aylık dalgalanmalar sürdü: Örneğin Haziran 2025’te aile birleşimi ve mükerrer başvurular dahil toplam 3.454 kişilik bir iltica başvurusu girişi olmuş ve bu sayı bir önceki aya göre yükseliş göstermiştir (Mayıs 2025: 3.090).
- Başvurulardaki genel düşüşe rağmen Hollanda, kapasite sorunları nedeniyle iltica barınma sistemini yönetmekte zorlanmakta ve başvuruları belediyelere dağıtarak sorunu çözmeye çalışmaktadır.
IND’nin (Göç ve Vatandaşlık Dairesi) aylık eğilim raporuna göre Ocak–Mart 2025’te Türk vatandaşlarından 323 ilk başvuru alındı; 2024 yılı toplamı 1.868 ve 2023 toplamı 2.862 olarak belirtilebilir. 2025’te Türkiye, ilk başvurularda Suriye ve Eritre’nin ardından üçüncü sırada yer aldı.
2023–2025 döneminde Hollanda, “iltica krizi” söylemlerinin sıkça dile getirildiği bir ülke konumundadır. 2023 yazında hükümetin düşmesine yol açan başlıca sebeplerden biri iltica politikasıydı. 2024’te uzun müzakereler sonucu iktidara gelen sağ koalisyon (PVV, VVD, NSC, BBB ortaklığı) kendisini “Hollanda tarihinin en katı göç hükümeti” olarak tanımladı. Yeni hükümet, daha göreve başlarken ülkede resmi olarak bir “iltica krizi” ilan edeceğini duyurdu ve kapsamlı önlemler planladı. Ancak bu koalisyon, iltica politikası konusundaki anlaşmazlık nedeniyle PVV’nin hükümetten çekilmesiyle 3 Haziran 2025’te dağıldı. 29 Ekim 2025 seçimlerinin ardından D66, VVD ve CDA’dan oluşan Rob Jetten liderliğindeki azınlık hükümeti 23 Şubat 2026’da göreve başladı. Önceki hükümetin hazırladığı “Asylum Crisis Act” (İltica Krizi Yasası) paketi iki kademeli bir iltica sistemi öngörüyordu:
- “A statüsü” alacak kişiler, bireysel zulüm gerekçesiyle kaçanlar olacaktır (ör. siyasi görüş, etnik kimlik, LGBT, din vb. nedenlerle şahsi takibe uğrayanlar). Bu kişilere mülteci statüsü tanınacak. Örn: Gülen Hareketi mensupları, Kürt gruplar, Suriye’den gelen Ezidiler vb.
- “B statüsü” ise genel savaş, şiddet veya istikrarsız ortamdan kaçanlara verilecek; bu statü sahiplerine daha kısıtlı haklar tanınacak ve özellikle aile birleşimi hakkı kısıtlanacaktır. Örneğin B statüsü alanların aile üyelerini getirmesi zorlaştırılacak, oturum süreleri daha kısa tutulacaktır. Örn: Yemenliler, Afganlar, Suriyeliler vb. (Ukraynalılar ise ayrı bir geçici koruma rejimine tabidir.)
NOT: Hollanda’da verilen oturum izni belgelerinde aşağıdaki ifadeler yer alır:

Yeni Göç Siyaseti
Yeni hükümet, Hollanda iltica politikasının “komşu ülkelerden daha cömert görünmemesi gerektiğini” vurgulamış ve bu doğrultuda sertleştirici bir dizi politika planlamıştır:
- Kalıcı oturum alma imkânının kaldırılması, yalnızca geçici koruma statülerinin verilmesi,
- Yeniden yerleştirme (resettlement) programlarının geçici olarak durdurulması — BM üzerinden kota mültecisi kabulünün askıya alınması,
- Geri dönüşlerin artırılması ve “geri gönderme merkezleri” kurulması,
- Sığınmacıların caydırılması amacıyla kaynak ülkelerde bilgilendirme ve gözdağı kampanyaları yürütülmesi,
- Barınma politikasında değişiklik: Belediyelerin küçük yurtlar açma girişimlerinin sonlandırılması, tüm sığınmacıların sadece büyük toplu merkezlerde barındırılması. Bu kapsamda 1 Şubat 2024’te yürürlüğe giren “Spreidingswet” (Zorunlu Dağıtım Yasası) kaldırılmak istenmiştir.
Bu önlemlerin akıbeti farklı oldu. Senato 21 Nisan 2026’da İki Statülü Sistem Yasası’nı kabul etti, oturum izinlerini üç yılla sınırlamak ve süresiz iltica oturumunu kaldırmak gibi adımları içeren İltica Acil Önlemler Yasası’nı (Asielnoodmaatregelenwet) ise reddetti. 12 Haziran 2026’dan itibaren de AB Göç ve İltica Paktı uygulanmaya başladı. Yine de Hollanda’nın siyasi yönelimi açık şekilde kısıtlama ve caydırma eksenlidir.
Hollanda, başvuru sayılarının artmasıyla birlikte ciddi bir barınma kriziyle karşı karşıya kalmıştır. İltica başvurularını belediyelere paylaştırmak amacıyla 2024’te yasal düzenleme girişimlerinde bulunulmuş, ancak yerel inisiyatiflerin azalması sonucu 2025 başında kriz derinleşmiştir.
- 1 Ocak 2025 itibarıyla yerel inisiyatif barınma yerleri 4.115 kişiye düşmüştür. Bu, 2021’e göre %30 azalma anlamına gelir.
- Sistem, %94 doluluk oranı ile “tıkanma noktasına” gelmiştir.
Hükümetin “Acil Durum Yasası” kapsamında getirmek istediği olağanüstü yetkiler, insan hakları örgütleri ve muhalefet tarafından sert eleştirilmiştir. Bu düzenlemelerin hukukun üstünlüğünü zedeleyebileceği uyarıları yapılmıştır. Hatta Hollanda Senatosu, Ekim 2024’te acil durum yetkilerinin kullanılmasını “arzu edilmeyen bir yol” olarak niteleyen bir önergeyi kabul etmiştir.
Sonuç olarak Hollanda, 2023–2025 döneminde “iltica krizi” söylemi altında göç ve sığınma politikasını sertleştirmiş, iki kademeli statü sistemi, aile birleşimi kısıtlamaları, caydırıcı kampanyalar ve barınma modelinde değişiklik gibi köklü adımlar planlamıştır. Artan başvuru sayıları ve kapasite sorunlarıyla mücadele eden ülke, bu süreçte mülteci haklarında önemli dönüşümler yaşamaktadır. Danışmanlar açısından bu tablo, hukuki bilgi kadar siyasi gelişmeleri de yakından takip etmeyi zorunlu kılmakta; müvekkil dosyalarının eksiksiz hazırlanması, bireysel risklerin güçlü şekilde belgelendirilmesi ve yeni düzenlemelere göre stratejik planlama yapılmasını kritik hâle getirmektedir.
Almanya ve Hollanda sistemlerini anlattık. Bir sonraki yazımızda ise diğer önemli hedef ülkeler olan Belçika ve Fransa’ya değineceğiz.
Kaynaklar
- IND – Asylum Trends ind.nl
- COA coa.nl
- Rijksoverheid – Asiel rijksoverheid.nl
Ayda bir · ücretsiz
Ayın Pusulası
Ayda bir, Avrupa’nın güvenlik ve göç gündeminden 5 madde ve ayın PUGAT yazıları e-postanızda.
Bülten kaydı yakında açılıyor.
Sıradaki okuma
PUGAT nedir? Avrupa’dan güvenlik, göç ve toplum üzerine Türkçe, Almanca ve İngilizce bağımsız analizler yayımlayan, kâr amacı gütmeyen bir topluluk.
Ana sayfaya git

