Almanya otuz yıldır Avrupa’nın en çok iltica başvurusu alan ülkelerinden biri. 2025’te yeni hükümetin sert önlemleriyle başvurular yarı yarıya düştü, ikincil koruma sahipleri için aile birleşimi askıya alındı.
Almanya, yalnızca son yıllarda değil, yaklaşık son 30 yıldır Avrupa’nın en çok sığınma başvurusu alan ülkelerinden biri olmuştur. Başvuru sayılarında dönemsel dalgalanmalar yaşansa da ülke hâlen Avrupa iltica sisteminin lokomotif aktörlerinden biridir. Ancak 2025 itibarıyla Almanya’nın sığınma politikasında ciddi bir dönüşüm yaşanmış, bu durum hem sayılara hem de uygulama alanına doğrudan yansımıştır.
Bu durumu son yıllardaki sayılarla açıklamak gerekirse:
- 2023’te 351.915 başvuruyla (329.120’si ilk başvuru) son yılların en yüksek düzeyine ulaşılmıştır,
- 2024’te ilk başvuru sayısı %30,2 azalarak 229.751’e düşmüştür.
- 2025’te düşüş daha da belirginleşmiştir. Yıl genelinde 113.236 ilk başvuru yapılmıştır. Bu da bir önceki yıla kıyasla yaklaşık %51 daha az başvuru demektir. 2026’nın ilk dokuz ayında ise ilk başvuru sayısı 51.982 olmuştur.
- Haziran 2025’te Almanya’da yeni başvuru sayısı 7.000’in altına düşmüş ve Haziran 2024’e göre %60 azalmıştır. Bu rakam, Mart 2013’ten bu yana görülen en düşük aylık başvuru sayısını temsil etmektedir.
Bu tablo, Mayıs 2025’te göreve gelen Friedrich Merz liderliğindeki CDU/CSU–SPD koalisyon hükümetinin aldığı sert tedbirlerle de yakından bağlantılıdır. Hükümet, düzensiz göçü sınırlamak ve iltica sistemini “kontrol altına almak” amacıyla kapsamlı reformlar hayata geçirmiştir. Başlıca adımlar şunlardır:
- Sınır kontrolleri sıkılaştırılmış, kara sınırlarında polis varlığı artırılmıştır.
- Bazı göçmen gruplarına yönelik uygulamalarda önemli kısıtlamalar getirilmiştir.
- En dikkat çekici değişikliklerden biri, 27 Haziran 2025’te Bundestag’da kabul edilen yasa ile ikincil koruma statüsündeki kişilerin aile birleşimi hakkının 2 yıl süreyle askıya alınmasıdır. Yaklaşık 388 bin kişiyi etkileyen bu düzenlemenin yılda yaklaşık 12 bin kişinin gelişini engellemesi beklenmektedir. Yasa 24 Temmuz 2025’te yürürlüğe girmiştir.
Başvuru sayıları 2023–2024 arasında, yani yeni hükümetten önce de %30 azalmıştı. Bu eğilim sert önlemlerle birlikte hızlandı ve 2025’in tamamında düşüş oranı yaklaşık %51’e ulaşmıştır. Hükümet bu tabloyu “kontrolün yeniden sağlanması” olarak tanımlamakta ve iltica başvurularını yarı yarıya azaltma hedefini gerçekleştirdiğini vurgulamaktadır.
Ayrıca sınır dışı uygulamaları da hızlandırılmıştır. Örneğin Temmuz 2025’te suç kaydı bulunan 81 Afgan uyruklu kişi toplu olarak sınır dışı edilmiştir. Almanya ayrıca AB dışında “geri gönderme merkezleri” kurulması gibi daha katı fikirleri gündeme taşımaktadır. Almanya Federal Göç ve Mülteciler Dairesi (BAMF) verilerine göre, Ocak–Eylül 2025 arasında Türkiye vatandaşlarından 9.295 ilk başvuru yapılmış, bu rakam 2024’ün aynı dönemine göre %59,8 düşüş anlamına gelmiştir. 2025 yılının tamamında ise Türkiye vatandaşlarının ilk başvuru sayısı 11.919 olmuş, Türkiye Afganistan ve Suriye’nin ardından üçüncü sırada yer almıştır.
- Eylül 2025’te Türkiye’den gelen ilk başvuru sayısı 1.008 olmuştur. Eylül 2026’da ise Türkiye, 618 yeni başvuruyla en çok başvuru yapılan üçüncü ülke olmuştur.
- 2025’in ilk dokuz ayında Türkiye dosyalarında toplam koruma oranı %7,8 olarak gerçekleşmiştir.
Bu oran genel olarak düşük görünse de, Gülen yapılanmasıyla ilişkilendirilen kişiler, Kürt siyasi hareketi mensupları, gazeteciler, insan hakları savunucuları gibi profillerde kabul oranı çok daha yüksektir. Almanya’nın ulusal “güvenli menşe ülke” listesinde Türkiye yer almaz. Ancak 12 Haziran 2026’dan itibaren uygulanan AB düzenlemesi (2026/464) uyarınca AB aday ülkeleri, AB genelindeki tanınma oranı %20’yi aşmadıkça AB güvenli menşe ülke kavramı kapsamında sayılıyor ve Türkiye bu kapsama giriyor. Bu durum hızlandırılmış usulün uygulanmasına yol açabilir, fakat başvurular yine bireysel risk temelli olarak değerlendirilir.
Politik sertleşme yalnızca hukuki çerçevede değil, toplumsal düzlemde de etkisini göstermektedir.
- 2024 yılında Berlin’de sığınmacılara yönelik saldırılar dramatik biçimde artmış, fiziksel saldırı sayısı 32’den 77’ye yükselmiştir.
- Mülteci yurtlarına yönelik 8 kundaklama ve sabotaj olayı yaşanmış, bu olaylarda 34 kişi yaralanmıştır.
- Federal düzeyde “mültecilere karşı suç” sayısı 2024’te 1.905 vaka ile yüksek seyretmiştir.
Artan sağcı şiddet karşısında Berlin Eyalet Meclisi ve federal hükümet; barınma merkezlerinde polis korumasını artırma, silah yasalarını sıkılaştırma ve iltica kurallarını yeniden düzenleme gibi önlemler almıştır. Aşırı sağcı AfD’nin yükselişi göç karşıtı söylemleri güçlendirmiş, yerel düzeyde mülteci karşıtı protesto ve saldırılar için zemin hazırlamıştır. Bu durum, hükümetin daha kısıtlayıcı politikaları sürdürmesi yönünde kamuoyu baskısını artırmıştır.
2025’in ikinci yarısı ve sonrasına ilişkin beklentiler, sertleşme eğiliminin devam edeceğine işaret etmektedir:
- İkincil koruma statüsündekiler için aile birleşimi üzerindeki kısıtlamaların en az 2027’ye kadar süreceği öngörülmektedir.
- “Güvenli menşe ülke” listelerinin genişletilmesi ve hızlandırılmış prosedürlerin yaygınlaştırılması planlanmaktadır.
- Başvuru sayılarının düşük seyretmeye devam etmesi, buna karşın sınır dışı işlemlerinin rutin hâle gelmesi beklenmektedir.
- Belediyelerin barınma ve entegrasyon kapasitesi üzerindeki baskı ile artan aşırı sağ şiddeti, önümüzdeki yıllarda sığınmacılar açısından ciddi risk alanları oluşturmaya devam edecektir.
Tüm bu gelişmeler ışığında Almanya’da sığınma ve iltica alanına ilgi duyan herkesin yalnızca hukuki süreçlere değil, aynı zamanda sosyal ve güvenlik temelli risklere de odaklanması zorunludur. Başvuruların daha ayrıntılı incelendiği ve ret riskinin yükseldiği bu dönemde dosyaların erken, eksiksiz ve kanıt temelli hazırlanması büyük önem taşır. Aile birleşimi hedefleyen ikincil koruma dosyalarında insani istisnalar veya çocuk üstün yararı gibi dar yasal yolların değerlendirilmesi, Dublin uygulamaları ve sınır çevirmeleri karşısında acil başvuru stratejilerinin önceden planlanması gerekir. Ayrıca artan toplumsal riskler karşısında danışmanların, müvekkillerini barınma merkezi güvenliği, nefret suçu bildirimi ve STK ağlarına erişim konularında bilgilendirmesi sürecin başarısı açısından kritik hale gelmiştir.
Kaynaklar
- BAMF – Aktuelle Zahlen bamf.de
- Bundesregierung – Familiennachzug subsidiär Schutzberechtigter bundesregierung.de
- Mediendienst Integration mediendienst-integration.de
Ayda bir · ücretsiz
Ayın Pusulası
Ayda bir, Avrupa’nın güvenlik ve göç gündeminden 5 madde ve ayın PUGAT yazıları e-postanızda.
Bülten kaydı yakında açılıyor.
Sıradaki okuma
PUGAT nedir? Avrupa’dan güvenlik, göç ve toplum üzerine Türkçe, Almanca ve İngilizce bağımsız analizler yayımlayan, kâr amacı gütmeyen bir topluluk.
Ana sayfaya git
