Avrupa’da İltica ve Sığınma: Ülkeler Arası Karşılaştırma

Avrupa Birliği ülkelerinde iltica başvurusu yapanların dayanacağı temel çerçeve her ne kadar Cenevre Sözleşmesi ve AB’nin ortak pazarı (CEAS) tarafından belirlenmiş olsa da uygulamada ülkeden ülkeye önemli farklar vardır. Gelişmiş veri kaynakları ışığında bu önemli farklılıkları inceleyelim.

Başvuru Sayıları ve Bekleme Süreleri

Avrupa ülkeleri, başvuru kabulünden ilk karara kadar farklı prosedürler uygular. Almanya ve Fransa’da çoğu vaka karara 6–9 ay içinde bağlanmaya çalışılırken, Hollanda ve Belçika’nın şimdilik ortalama yaklaşık 1 yıla varan ve hatta bazen aşan bekleme süreleri bulunmaktadır.

2025 Haziran ayı itibarıyla Türkiye’den yapılan başvurularda öne çıkan ülkeler pasta grafiği:

  • Almanya: Başvurular Federal Göç ve Mülteciler Dairesi (BAMF) tarafından ele alınan rakamlara göre 2024’te Almanya’ya 229.751 ilk başvuru kaydedilmiştir. Ortalama başvuru karara bağlanma süresi 2024’te yaklaşık 8,7 ay olarak gerçekleşmiştir. Yoğun dönemlerde bu süre 1–2 yılı bulabilmekte; son dönemde başvuru sayılarındaki düşüşe rağmen geriye kalan dosya yükü işleme süresini uzatmaktadır. Ayrıca, Berlin gibi eyaletler polis destekli sınır kontrollerini artırmıştır.
  • Hollanda: Geleneksel olarak “8 günlük prosedür” ile bilinir. Gerçekte başvuru sahipleri önce Ter Apel gibi merkezlerde kaydedilir, hızlandırılmış bir ön incelemeye tabi tutulur ve ilk kısa mülakat yapılır. Ardından hukukî hazırlık süresi ve esas mülakat gelir. Teoride ilk kararlar birkaç haftada alınabilir; ancak son yıllarda büyük başvuru yükü nedeniyle bekleme süreleri uzun (yaklaşık 67 hafta, 2025 itibarıyla) olmuştur. Hollanda’da 2025’te ilk başvuru sayısı 24.070’e düşse de bekleyenlerin çoğu neredeyse 1.5 yıl beklemektedir. Başvuru tamamlanana kadar hızlandırılmış prosedür (8-günlük) ya da normal prosedür seçilebilir; iş yükü artsa da aslında hızlı karar verme odaklı bir sistemdir.
  • Belçika: Başvuru süreci CGVS (Belçika İltica Dairesi) tarafından yürütülür. 2024’te Belçika’ya 39.615 sığınma başvurusu yapılmış, bu sayı önceki yıla göre %11,6 artış göstermiştir. İlk aşamada birkaç hafta süren kayıt ve ön görüşmeyi takiben uzun mülakat ve dosya incelemesi gelir. CGVS 2024’te rekor 27.471 karar almış ve ortalama sonuçlandırma süresi yaklaşık 9–12 ay civarında seyretmiştir. Bu süre iş yüküne göre uzayıp kısalabilmektedir. Özellikle kasım 2024 seçimleri sonrasında yeni hükümetin “hızlı karar” vaatleriyle süreçler yeniden gözden geçirilmektedir.
  • Fransa: Başvurular OFPRA tarafından ele alınır. Yasa, normal usulde karar için 6 ay öngörür ancak pratikte bu süre uzayabilmektedir. 2024 verilerine göre ortalama ilk karar süresi yaklaşık 4,5 ay (138 gün) olarak gerçekleşmiştir. Kararlar ön kabul merkezlerinde kısa görüşmelerden sonra alındığı için başvuru ve mülakat süreci nispeten yoğundur. 2023 sonunda yaklaşık 53.000 başvuru hâlen beklemededir. Fransa’da bekleme süresinin kısaltılması hedef olsa da yoğun dönemlerde aylık karar arkaik birikim sonucu artmaktadır.
  • Diğer Ülkeler: İsveç, Norveç gibi ülkelerde prosedür genellikle 6–9 ay sürer (ilk derece + temyiz ile). İtalya, Yunanistan ise sık sık ‘ilk varış’ ülkesi olduğu için, Dublin kuralları kapsamında kayıt sonrası başvurunun başka ülkelere transferi sık yapılır. Ülkeler arası birim farklılığı nedeniyle öngörü süresi değişir.

Kabul (Tanıma) Oranları ve Uygulamalar

AB genelinde iltica başvurularının olumlu sonuçlanma oranları son yıllarda düşüş eğilimindedir. 2025 ilk yarısı itibarıyla AB+ ülkelerinde ortalama %25’lik tanıma oranı kaydedilmiştir. Ülke bazında durum:

  • Almanya: 2024’te 133.710 pozitif karar (koruma tanınması) verilmiş, toplam tanıma oranı %44,4 olmuştur. Ancak bu tüm başvurular ortalamasıdır. Türkiye vatandaşları özelinde Almanya’da koruma oranı oldukça düşüktür (tek haneli) çünkü ülke genelinde çoğunluğunu ekonomik göçmenler oluşturmaktadır. Öte yandan Kürt siyasi aktivist, gazeteci veya Gülen Hareketi mensupları gibi spesifik profillerde kabul oranı yüksektir. Almanya’da Türkiye resmi olarak “güvenli ülke” sayılmadığı için her başvuru bireysel risk değerlendirmesine tabi tutulur.
  • Hollanda: Son yıllarda özellikle Suriye, Yemen, Türkiye vb. ülke taleplerinde giderek sıkılaşan politika nedeniyle tanıma oranı düşmüştür. 2025’te ilk başvuru kabul oranı yaklaşık %36 olarak gerçekleşmiştir. 2024’te bu oran %58 iken; Suriyeliler, Yemenliler gibi büyük gruplara uygulanan bekletme ve sınırlandırma politikaları nedeniyle 2025’e kadar hızlıca gerilemiştir. Hollanda sistemi hızlı karar verdiği için iyi hazırlanmış bireysel vakalarda oransal başarı yüksektir; ancak son dönemde genel kabul azalmıştır.
  • Belçika: 2024’te CGVS’nun koruma tanıma oranı %47,2 seviyesine ulaşmıştır. Bu oran, yüksek sayıda Filistinli başvuru işlenmesi ve onların çoğunlukla koruma almasıyla yükselmiştir. 2023’teki %43,5 oranına kıyasla bariz artıştır. CGVS kararlarının yaklaşık %45’i mülteci statüsü, %2’si ikincil koruma içindir. Türkiye kökenli başvurularda ise tanıma oranı nispeten yüksektir (siyasi gerekçeli talepler diğer AB ortalamasının üzerindedir). Ancak ek olarak inadmissibility (yetersiz belge, Dublin uyarısı vs.) kararları da %14 civarında gerçekleşmekte, bu durum bazı başvuruların hiç esas incelemeden düşmesine yol açmaktadır.
  • Fransa: Oranlar nispeten düşüktür. 2023–24 verilerinde kabul oranı %20–30 bandındadır (resmi rakamlar yıllık raporlarda değişir). Fransa, özellikle siyasi mültecilere karşı hala görece korumacı bir yaklaşım gösterirken, resmi prosedürlerde sıkı kontroller uygulamaktadır. Türkiye’den gelen başvurularda da çoğunluğu yardımcı koruma (subsidiary) kapsamındadır.

Özetle Almanya genel tanıma oranında önde görünse de (yaklaşık %40 üzeri) bu çoğunlukla Suriyeli, Afgan gibi grupların yüksek başvurusundan kaynaklanır. Hollanda’daki genel oran daha düşük (%36); ancak iyi belgelendirilmiş bireysel vakalarda Hollanda’da olumlu karar alma ihtimali yüksektir. Belçika’da ise yaklaşık her iki başvurudan biri koruma alır. Türkiye kökenliler için Almanya ve Hollanda başta kabul nispeten düşük, Belçika ise nispeten yüksek uygulamaya sahiptir.

Aile Birleşimi Uygulamaları

Uluslararası koruma sahiplerinin aile birleşimi hakları da ülkeden ülkeye farklılık gösterir:

  • Almanya: Mülteci statüsü sahipleri (refugee) için aile birleşimi hakkı neredeyse otomatiktir. Fakat ikincil koruma (subsidiary) statülüler için uzun süredir kota/sınırlamalar var. Temmuz 2025 itibarıyla bu hak geçici olarak 2 yıl süreyle askıya alınmıştır (yasa ile). Yani ikincil koruma sahiplerinin eş ve çocuklarını ülkeye getirmesi zorlaştırılmıştır. Ayrıca 2024’ten itibaren çocuk birleşiminde de sınırlamalar getirilmektedir.
  • Hollanda: Mülteci statüsü alanların aile birleşimi süreci nispeten kolay işlemektedir. Ancak Yeni İltica Yasası çerçevesinde “B statüsü” (ikincil koruma) alanlara 3–5 yıl aile getirememe yasağı öngörülmektedir. Yani iltica statünüz A ise (ör. siyasi zulüm, Gülen Hareketi, Kürt Siyasi Haraketi gibi), eş, çocuk getirmeniz mümkündür; ama B statüsündeyseniz (kitlesel şiddet mağduru), yeni hükümet planlarına göre aile birleşimi ağır şartlı olacaktır.
  • Belçika: İltica statüsü (mülteci veya ikincil koruma) alanlar, yasal olarak hemen aile birleşimi başvurusu yapabilir. Pratikte prosedür uzundur. Mülteci statülüler için eş ve alt yaş çocuklarının vizesiz gelebilmesi mümkündür; eğer başvuruyu ilk 12 ay içinde yaparlarsa bazı belge yükümlülüklerinden muaf tutulurlar. Subsidiary sahipleri için ise 3 yıl bekleme kuralı ve ev sahibi ülke entegrasyon şartları bulunmaktadır. Yeni yasal değişikliklerle bu süreç daha da sıkılaşma eğilimindedir.
  • Fransa: Mülteci statüsü alanın aile birleşimi hakkı Fransa’da doğrudan yürürlüğe girer ve genelde makul süre içinde (bazı kaynaklarda 3 yıl içinde şartı aransa da) konsolosluk üzerinden gerçekleştirilir. İkincil koruma sahipleri için ise bürokratik engeller daha fazladır; genellikle oturumu aldıktan 18 ay sonra aile başvurusu kabul edilebilmektedir.

Her durumda, başvurucuların hangi statüyü alma ihtimali bulunduğu ve o statüdeki aile birleşimi koşulları başvuru öncesinde analiz edilmelidir. Yeni yasal değişiklikler (Almanya ve Hollanda’da yapılanlar gibi) da sürekli takip edilmelidir.

Barınma ve Sosyal Yardımlar

Başvuru sürecinde ve sonrasında barınma ile sosyal hizmetlere erişim yine ülkelere göre değişir:

  • Hollanda: Kayıt sırasında Ter Apel merkezinde (kayıt-altına alma kampı) bir süre kalınır. Sonrasında göçmenler, Belediye gözetiminde toplu yurtlara veya geçici konaklama merkezlerine yerleştirilir. 2024 itibarıyla tüm sığınmacılar sadece büyük toplu barınma merkezlerinde tutulmaya başlandı; küçük yurt uygulamaları durduruldu. Yıllık 36.000 kapasiteli barınma ağı %94 doluluk oranındadır. Şubat 2025’te yaklaşık 3.000 bekâr erkek sığınmacı barınma listesinde 3–4 ay sıra beklemekteydi. Başvuru sahipleri devlet yardım paketi alır: kayıt sonrası sürede temel barınma, yemek, günde 15–20 Euro cep harçlığı, sağlık sigortası verilir. Yaklaşık 6 ay içinde BSN (vergi/sigorta no) alarak resmi çalışma ve sosyal hizmetlere erişim hakkı kazanırlar.
  • Almanya: İlk kabul “Erstaufnahmeeinrichtungen” adı verilen merkezlerde olur; bazı eyaletlerde bu merkezde 12–18 ay kalındıktan sonra eyalet konutlarına geçilir. Yaygın model, toplu barınma merkezleri ve daha sonra belediye ya da özel kiralamayla ikamet yerleridir. 2024–25’te Almanya’da aşırı doluluk yoktur ancak yeni yasa teklifleri (Geri Gönderme Merkezleri vb.) gündemde. Başvuru sahipleri için ilk 3–9 ay küçük sosyal yardım verilir (aylık ~300 Euro civarı), 3 aydan sonra kısmen çalışma izni alabilirler. Sağlık hizmetleri genel olarak geniştir; dil okuluna başvuru veya iş eğitimi gibi yardımlar da mevcuttur.
  • Belçika: Fedasil tarafından yürütülen ağırlıklı olarak otel/kamp esaslı bir barınma sistemi vardır. 2024 sonu itibarıyla 36.205 yatakla rekor kapasiteye ulaşılmış, doluluk %94 seviyesinde kalmıştır. İnsandan çok fazla barınma eklenmesine rağmen her gün yüzlerce yeni başvuru nedeniyle boş yer bulunamamaktadır. Hükümet 2023’te bekâr erkeklere öncelik vermeme kararı alsa da bu uygulama mahkemelerce hukuka aykırı bulunmuştur. Barınma bulamayan sığınmacılar sokakta kalmaktadır. Başvuru sahipleri Fedasil’den günlük harçlık, yemek ve barınma desteği alırlar. Aile birimi veya kadınlar/çocuklara öncelik veren uygulamalar olsa da kapasite krizi yaşanmıştır. Kabul kararı sonrası entegre edilene kadar sosyal yardım programları (iş eğitimi, dil kursu gibi) devreye girer. Çocuklar zorunlu eğitim hakkına doğrudan erişebilir.
  • Fransa: Başvuru aşamasında OFII (Geçici Konaklama Ofisi) tarafından merkezi barınma sağlanır (CADA merkezleri). Kapasite kısıtlı olduğu için hâlen pek çok yeni başvuran sokaklarda kalmaktadır. Kabul sonrası (refugee/koruma kararı sonrası) kişiler “RSA” gibi sosyal yardım ödeneklerinden ve sağlık sigortasından yararlanır. Çocuklar hemen okula başlayabilir, dil desteği ve entegrasyon hizmetleri sunulur.

Çalışma İzni ve Sosyal Haklar

Her ülkede çalışma izni ve sosyal haklara başvuru zamanı farklıdır. Örneğin Hollanda’da resmi iş ve sosyal haklar 6 ay sonra açılırken, Almanya’da genellikle ilk 3 ay sınırlı çalışma serbestisi vardır. Danışmanların veya iltica başvurusunda bulunan kişilerin, barınma merkezi güvenliği, sosyal yardımlar ve eğitim/sağlık hakları konusunda da bilgi sahibi olması önemlidir.

Sonuç

Avrupa’daki iltica başvuru sistemi homojen bir yapıdan uzak, ülkesel farklılıklar öne çıkmaktadır. Almanya, Hollanda, Belçika ve Fransa gibi ana hedef ülkelerde bekleme süreleri, karar oranları, aile birleşimi şartları ve barınma koşulları önemli biçimde çeşitlenir. Bu karşılaştırma, sığınma başvurusunda bulunacak olan kişilerin ve de göç danışmanlarının ülke seçiminde çok yönlü değerlendirme yapması gerektiğini gösterir. Sadece yasal çerçeveyi değil, güncel nüfus hareketleri, politik atmosfer ve başvuru pratiğini de göz önünde bulundurarak yönlendirme yapılmalıdır.

Kaynaklar: Güncel istatistikler ve resmi raporlar (Eurostat, EUAA, BAMF, IND, CGVS, Fedasil, OFPRA vb.) esas alınmıştır.