Avrupa İltica ve Sığınma Sistemi

Modern Avrupa iltica sisteminin temelini 1951 Cenevre Mülteci Sözleşmesi oluşturmaktadır. Buna ek olarak da Avrupa Birliği’nde Ortak Avrupa İltica Sistemi (CEAS) kapsamında Dublin III Tüzüğü gibi düzenlemeler, bir sığınma başvurusundan hangi ülkenin sorumlu olacağını belirler. Örneğin, bir sığınmacının ilk ayak bastığı AB ülkesi genellikle başvuruyu incelemekle yükümlüdür (Dublin Sözleşmesi) ancak aile birleşimi, refakatsiz çocuklar veya insani nedenler gibi istisnalar da mevcuttur.

Dolayısıyla sığınma ve iltica alanında bilgi sahibi olmak isteyen herkesin, Dublin kurallarının yanı sıra Eurodac parmak izi sistemi ve üye ülkelerin “güvenli üçüncü ülke” gibi kavramları bilmesi gerekir. Bu genel çerçeve, iltica süreçlerinin her AB ülkesinde benzer esaslara dayanmasını sağlarken uygulamada ülkelere göre farklılıklar görülmektedir. Aşağıda her bir konuya ilişkin derinlemesine bilgiler verilecektir.

Avrupa’da Güncel İltica Durumu

İltica ve sığınma konusu Avrupa için neredeyse son 50 yıldır her daim ana gündemlerden birisi olmuştur. Son yıllarda ise iltica başvuruları genel olarak şu eksende şekilleniyor:

  • Azalan başvuru
  • Artan yönetim baskısı
  • Yüksek dosya yükü

Bir yandan üye ülkeler “Dublin uygulaması, güvenli ülke listeleri, hızlandırılmış kabul/ret hatları ve sınır kontrolleri” gibi politikaları sıkılaştırırken, diğer yandan “barınma kapasitesi, personel ihtiyacı ve uzun süredir biriken dosyalar” gibi sistem üzerinde baskı oluşturmaya devam ediyor.

Ülkeler arası farklılıklar da bu konuda belirgindir. Örneğin;

  • İspanya ve Fransa gibi Avrupa’nın güney-batı koridorunda yer alan ülkeler, Venezuella gibi Latin Amerika ve Fas, Tunus gibi Afrika kaynaklı başvuruların hedefi konumunda iken;
  • Almanya, Hollanda ve Belçika gibi ülkeler ise daha çok Türkiye, Balkanlar ve Ortadoğu gibi ülkerden gelen sığınmacıların hedef ülkeleri konumundadır.

Meseleye Türkiye açısından bakıldığında ise son 50 yılda Avrupa’daki iltica ve sığınma rejimi, ülkenin iç siyasi dönüşümleri ve dış politik gelişmeleriyle doğrudan bağlantılı olarak şekillenmiştir. Türkiye’nin AB ile ilişkilerindeki iniş çıkışlar ve insan hakları sicili de Avrupa’daki kabul oranlarını ve yargı süreçlerini etkilemiştir:

  • 1980 askeri darbesi sonrası siyasi sığınmacı dalgası (sol/sosyalist siyasi hareketler),
  • 1990’larda Kürt meselesine bağlı artan başvurular ve
  • 2016’daki darbe girişimi sonrası Gülen hareketiyle ilişkili başvuru patlaması, Türkiye kaynaklı iltica hareketlerinin başlıca dönüm noktaları oldu.

Rakamlarla İltica Başvuruları

Özellikle Almanya, Hollanda, Belçika ve Fransa gibi ülkeler, Türkiye’den gelen başvurularda en yüksek payı alırken; 2016 sonrası dönemle birlikte siyasi gerekçeli sığınma talepleri ön plana çıktı.

Son yıllarda şekillenen verilere göre 2023 yılında tavan yapan iltica başvuru sayıları, 2024’ten itibaren belirgin bir düşüş trendine girmiştir. 2025 ilk yarısı itibarıyla Avrupa birliği ülkelerinde (Norveç ve İsviçre dahil) yaklaşık 399.000 sığınma başvurusu gerçekleşti; bu sayı geçen yılın aynı dönemine göre %23 düşüktür.

Figure 1: 2021–25 Arası Sığınma Başvuruları Grafiği
Figure 2: 2025’te Hangi Ülkeye Kaç Sığınma Başvurusu Gerçekleşti

İlk başvuruların dörtte üçü İspanya (Nisan 2025’te 11.305), Fransa (11.105), Almanya (9.105) ve İtalya’ya (4.780) yapılmıştır. Son yıllarda Türkiye, İran, Irak, Yemen ve diğer Ortadoğu ülkelerinden gelen başvurularda azalma meydana gelirken; Venezuela (ekonomik kriz), Afganistan (savaş), Suriye (savaş) ve Ukrayna (savaş) kaynaklı başvurular bu dönemde öne çıkmaktadır.

Figure 3: 2023–2025 Arasında Türkiye’den Avrupa’ya Olan Sığınma Başvuruları

Bununla birlikte halihazırda sonuçlanmayı bekleyen dosya sayısı hala çok yüksektir: Şubat 2025 sonu itibarıyla AB genelinde ilk aşamada karara bağlanmayı bekleyen yaklaşık 964.000 iltica başvurusu bulunmaktadır. Bu durum, üye ülkelerin iltica sistemlerinde önemli bir yük ve yavaşlama olduğunu göstermektedir.

Avrupa çapında genel olarak bu bilgileri verdikten sonra, ileride yayınlayacağımız iki yazımızda Almanya ve Hollanda ile bazı diğer Avrupa ülkelerinin iltica sistemlerine özel olarak odaklanacağız.