Avrupa’da ölümler doğumları geçiyor; nüfusu ayakta tutan göç. Almanya ve Hollanda’nın rakamları, popülist söylemin aksine bu ülkelerin göçe ne kadar bağımlı olduğunu gösteriyor.
Bilindiği üzere birçok Avrupa ülkesinde doğal nüfus artışı (doğum-ölüm farkı) düşerken, nüfus artışı büyük ölçüde göçle sağlanmaktadır. Özellikle Almanya gibi ülkeler için tehlike çanları daha şimdiden çalmaya başlamıştır. Her ne kadar Almanya 2023’te yaklaşık 300 bin kişilik bir artışla 84,7 milyonluk rekor nüfusa ulaşmış olsa da bu artış dış göçten kaynaklanmaktadır. Tablo sonraki yıllarda daha da netleşti: Net göç 2024’te 430 bine, 2025’te 235 bine geriledi ve ölümlerin doğumları 352 bin aşmasıyla Almanya’nın nüfusu 2025’te yaklaşık 110 bin kişi azalarak 83,5 milyona indi (2022 nüfus sayımına göre güncellenen verilerle).
Almanya Federal İstatistik Ofisi’ne göre 2023’te Almanya’ya net göç yaklaşık 663 bin kişi olarak gerçekleşmiştir. Oysa 2022’de Ukrayna savaşının etkisiyle net göç 1,46 milyon gibi olağanüstü bir düzeydeydi. 2023’te göç hızının normal seviyelere dönmesine rağmen, Almanya’da aynı yıl tahminen 1 milyonun üzerinde ölüm ve 700 bin civarı doğum gerçekleşmiş, yani doğal olarak nüfus azalmaktaydı.
Bunun yanı sıra nüfus git gide yaşlanıyor ve bugün nüfusun yaklaşık %31’i 60 yaş ve üzerindedir; bu oran yükselmeye devam etmektedir.
Göç uzun süre bu açığı kapatarak nüfusun artmasını sağladı. 2025’te ise net göç, doğal nüfus kaybını karşılamaya yetmedi.
Bu durum, Almanya ve Hollanda gibi ülkelerde göçmenlerin demografik sürdürülebilirlik için kritik olduğunu ortaya koymaktadır. Her ne kadar dönem dönem göç karşıtı popülist söylemler ayyuka çıksa da, bunlar uzun vadede gerçeği yansıtmamakta ve bu ülkeler göçe göbekten bağlı kalmaya devam etmektedirler.
Dolayısıyla medyada ve kamuoyunda gözüken bu güncel popülist görüntünün aksine bu ülkelerin hükümetleri, daha gerçekçi davranarak yaşlanan nüfus ve iş gücü ihtiyacına çözüm olarak bir yandan göçü teşvik ederken (örneğin nitelikli göç yasalarını kolaylaştırarak), diğer yandan vatandaşlık ve göç politikalarında dönemsel olarak kolaylaştırıcı ya da kısıtlayıcı değişiklikler yapmaktadır.
Yabancı iş gücünün ülkeye entegrasyonunu hızlandırmak adına Almanya’da Haziran 2024’te yürürlüğe giren reformla çifte vatandaşlık serbest bırakıldı ve vatandaşlık için gereken ikamet süresi 8 yıldan 5 yıla indirildi.
Hollanda da benzer bir göç-nüfus dinamiği yaşamaktadır. Hollanda nüfusu 2025 sonunda 18,13 milyona ulaşmış olup son yıllardaki artışın kaynağı göçmen girişleridir. 2023’te Hollanda’ya net göç yaklaşık 137 bin kişi oldu, 2024’te 108 bine, 2025’te ise 95 bine geriledi. Aynı dönemde Hollanda’da doğal nüfus artışı eksiye düşmüş, ölümler doğumlardan 3 bin kadar fazla gerçekleşmiştir. 2025’te bu fark yaklaşık 7,5 bine çıktı.
Hollanda İstatistik Kurumu (CBS), 2024’ten itibaren göçmen sayısındaki azalmanın nüfus artış hızını yavaşlattığını raporlamıştır. Bunun nedenlerinden biri, 2022’deki Ukraynalı sığınmacı akınının ardından bu grubun gelişlerinin azalmasıdır. Ancak Asya ülkelerinden gelen göçmenler ve sığınmacılar (özellikle Suriyeli, Iraklı) Hollanda’ya giriş yapmaya devam etmektedir. Hollanda bu göç dalgalarını yönetebilmek için konut ve altyapı planlamalarını gözden geçirmekte, bir yandan da yüksek vasıflı göçmen programıyla ihtiyaç duyulan iş gücünü çekmeye çalışmaktadır.
2023 verilerine göre Hollanda’ya gelen yüksek nitelikli göçmenlerin çoğu Hindistan, Türkiye, Çin ve Güney Afrika vatandaşıdır. HSM programında o yıl başvurular bir önceki yıla göre %20 azalsa da Türkiye, Hollanda’ya en çok vasıflı göçmen gönderen ilk dört ülke arasında yer almıştır ve bu da göç danışmanlarına popülist söylemlere bakmaktan ziyade rakamlara güvenmeleri gerektiğini söylemektedir.
Burada ASML örneği de göç danışmanlarına bir fikir verecektir. Sadece bu firmada 1300’den fazla Türk mühendis ve çalışan bulunmaktadır.
Toplumsal Etki ve Kamuoyu
Avrupa ülkelerinde artan göç, toplumsal yapıyı çeşitlendirmekte ve beraberinde entegrasyon, çok kültürlülük, sosyal uyum gibi konuları gündeme getirmektedir. Bir yandan göçmenlerin ekonomiye ve genç nüfus dinamiğine katkısı görülürken, diğer yandan hızlı demografik değişimler bazı endişeleri tetikleyebilmektedir.
Kamuoyunda göç konusunda farklı eğilimler vardır: Kimi kesimler iş gücü açığı için göçün gerekliliğini savunurken, kimi siyasi hareketler ise düzensiz göçün sınırlandırılmasını ve kültürel entegrasyonun sıkı olmasını talep ediyor.
Örneğin, Almanya’da 2023 yılı boyunca göç tartışmaları, mültecilere barınma sağlama zorlukları etrafında yoğunlaşmıştır. 2023’te Almanya’da 329 bini aşkın ilk iltica başvurusu yapıldığı, buna Ukrayna’dan gelenlerin de eklendiği ve bazı şehirlerin barınak bulmakta zorlandığı haberleri basına yansımıştır.
Hollanda’da ise 2022 yazında Ter Apel mülteci merkezindeki insani kriz (aşırı kalabalık nedeniyle açık alanda yatan sığınmacılar) iltica politikasını siyasetin merkezine taşıdı. Temmuz 2023’te hükümet, aile birleşimi kuralları konusundaki anlaşmazlık nedeniyle düştü ve sonraki koalisyon görüşmelerinde göç politikasının sertleştirilmesi belirleyici oldu. Haziran 2025’te de bir sonraki hükümet yine iltica politikası yüzünden dağıldı.
Bu örnekler, göç yönetiminin sadece nüfus ve ekonomi değil, aynı zamanda siyasi istikrar ve kamu hizmetleri planlaması boyutlarının da olduğunu göstermektedir.
Dolayısıyla göçle ilgili olan kişiler, odaklarını popülist ve kısır siyasi tartışmalara değil güncel sayısal veriler ile küresel ve bölgesel göç olgularına çevirmelidirler.
“Olayların, olguların önüne geçmesine müsaade etmemeliyiz!” diyerek bu bölümü de tamamlayalım.
Kaynaklar
- Destatis – Bevölkerung destatis.de
- CBS – Bevolking cbs.nl
- IND – Kennismigranten ind.nl
Ayda bir · ücretsiz
Ayın Pusulası
Ayda bir, Avrupa’nın güvenlik ve göç gündeminden 5 madde ve ayın PUGAT yazıları e-postanızda.
Bülten kaydı yakında açılıyor.
Sıradaki okuma
PUGAT nedir? Avrupa’dan güvenlik, göç ve toplum üzerine Türkçe, Almanca ve İngilizce bağımsız analizler yayımlayan, kâr amacı gütmeyen bir topluluk.
Ana sayfaya git
