Ülkücülerin Elli Tonu – 1
Cumhuriyetin vatandaşlık temelli milliyetçiliğinden Nihal Atsız’ın ırkçı Türkçülüğüne ve 1944 Turancılık Davası’na: ülkücü hareketin kökleri.
Konu
Türkiye ve Avrupa siyaseti, aşırı sağ, radikalleşme ve toplumsal psikoloji.
Cumhuriyetin vatandaşlık temelli milliyetçiliğinden Nihal Atsız’ın ırkçı Türkçülüğüne ve 1944 Turancılık Davası’na: ülkücü hareketin kökleri.
İktidar ve muhalefet birbirini “öteki” olarak konumlandırdıkça siyaset bir sağırlar diyaloğuna dönüşüyor. Yazar, muhalif olmanın tek başına ortak payda olup olamayacağını soruyor.
Bir zamanlar ünlülerin övündüğü kasetler bugün siyasetçileri düşüren birer silaha dönüştü. Yazar, Türkiye siyasetinde “kaset dönemi”ni ve sosyal medyanın bu süreçteki rolünü yorumluyor.
Çok milletli bir medeniyeti örnek gösteren siyasetin ırkçılığa varan milliyetçilikle beslenmesi derin bir çelişki. Yazar, Fatih’i örnek aldığını söyleyen yönetim anlayışını eleştiriyor.
Sedat Peker’in videoları milyonlarca kişiye ulaştı ama yargı harekete geçmedi. Yazarlarımız ifşaatların neden dedikodu ve sosyal medya gündemi olarak kaldığını tartıştı.
Yüzlerce kişi “hükümeti yıkmaya teşebbüs” suçlamasıyla yargılandı, ama bir suç örgütü liderine bu suçlama hiç yöneltilmedi. Yazar, Sedat Peker’in açıklamalarını bu ironik açıdan ele alıyor.
Suriye’deki kuraklık, savaştan önce 1,3 milyon kişiyi şehirlere göçe zorladı. İklim değişikliği, çatışmaları ve göçleri tetikleyen bir güvenlik sorununa dönüşüyor.
Devlet başkanlığı birleştirici, siyaset üstü bir makam olmalı. Yazar, toplumun bir kesimini hedef alan dilin ülkenin kaderine etkisini de Gaulle ve Putin örnekleri üzerinden tartışıyor.
Gezi Parkı eylemleri dokuzuncu yılında: Taksim’in tarihinden protestoların seyrine, yedi maddede bir halk hareketinin hikâyesi.
27 Mayıs 1960’ın üzerinden 62 yıl geçti, ama “darbe mi devrim mi” tartışması da demokrasi açığı da değişmedi. Yazar, askerî ya da sivil her türlü otoriterleşmenin aynı yıkıcılıkta olduğunu savunuyor.
Cihatçı saldırılar İslamofobiyi beslerken, karşılıklı fundamentalizmler toplumsal barışı tehdit ediyor. Yazar, Olivier Roy ve diğer düşünürlerin yaklaşımlarıyla “yeni fundamentalizm”i tartışıyor.
Şiddet, yoğun mesai ve düşen maaşlar nedeniyle binlerce hekim kamu hastanelerinden ya da ülkeden ayrılıyor. Yazar, sağlık sistemindeki bu çözülmeyi ve hükümetin yabancı hekim çözümünü eleştiriyor.
Moskova’ya arabuluculuk için giden Macron, Putin’in alışılmadık üslubuyla karşılaştı. Yazar, aynı muamelenin Ankara’ya da yapılabileceği uyarısında bulunuyor.
Az bilenin çok bildiğini sandığı Dunning-Kruger etkisi, siyasette ve yönetimde ağır sonuçlar doğurabiliyor. Yazar, bu etkinin Türkiye’deki karar vericilere yansımalarını yorumluyor.
Tek başına kimseye zarar vermeyen insanlar, kalabalık içinde linç ve yağmaya katılabiliyor. Yazı, toplulukları galeyana getirmenin en etkili yöntemi olan insandışılaştırmayı inceliyor.