Türkiye’den Avrupa’ya göç etmeyi planlayanlar ya da göç alanında çalışmak isteyen kişiler için Almanya, Hollanda ve Türkiye’deki temel göç kurumlarını, yetki alanlarını ve pratik işleyişlerini bilmek önemlidir. Çünkü göçmenler açısından sürecin en somut ve belirleyici aşaması, başvuruların değerlendirildiği ve kararların verildiği ulusal kurumlardır.
1- Almanya
Almanya, federal yapısı nedeniyle göç yönetiminde hem merkezi hem de eyalet ve yerel düzeyde örgütlenmiş çok katmanlı bir sisteme sahiptir.
Bundesamt für Migration und Flüchtlinge (BAMF): Almanya’daki göç ve iltica sisteminin merkezinde BAMF yer alır. Bu kurum, doğrudan Federal İçişleri Bakanlığı’na bağlıdır ve iltica başvurularının incelenmesi ve karara bağlanması, mülteci statüsü, ikincil koruma veya insani koruma kararlarının verilmesi, entegrasyon kurslarının planlanması ve denetlenmesi, dil kursları ve uyum programlarının koordinasyonu, göç araştırmaları ve istatistik üretimi gibi alanlarda belirleyici rol oynar.
Örneğin, Türkiye’den Almanya’ya iltica başvurusu yapan bir kişi açısından en kritik kurum BAMF’tır. Başvuru, ilk kayıt aşamasından sonra BAMF memurları tarafından mülakatla değerlendirilir ve bu mülakat, kişilerin dosyalarının kaderini belirleyen en önemli aşamadır. Ayrıca BAMF, ilticası kabul edilen kişilerin Almanca dil kurslarına ve “Integrationkurs” adı verilen uyum programlarına katılımını da organize eder.
Ausländerbehörde (Yabancılar Daireleri): BAMF iltica kararını verir; ancak oturum izninin düzenlenmesi, uzatılması veya iptali çoğu zaman yerel Yabancılar Dairesi’nin yetkisindedir. Neredeyse her şehirde veya ilçede bulunan bu birimler, özellikle oturum kartlarının düzenlenmesi, aile birleşimi işlemleri, çalışma izinleri, ve süre uzatma başvuruları gibi resmi işlemleri yürütür.
Örneğin, Türkiye’den Almanya’ya çalışma vizesiyle gelen biri için muhatap genellikle BAMF değil, doğrudan Ausländerbehörde olacaktır. Örnek olarak Mavi Kart (Blue Card) sahipleri veya nitelikli iş gücü kapsamında gelen kişiler daha çok bu kurumla yoğun temas halindedir.
Federal İş Ajansı ve Diğer Aktörler: Almanya’da özellikle iş ve istihdam temelli göçte Bundesagentur für Arbeit (Federal İş Ajansı) iş piyasasına uygunluk denetimini (Vorrangprüfung) yapmak gibi kritik bir rol oynar. Eyaletler düzeyinde ise sosyal hizmet daireleri ve belediyeler de konut tahsisi, sosyal yardım ve entegrasyon süreçlerinde rol üstlenir.
Almanya’ya göç ile ilgilenen kişiler; her bir başvuru türüne göre (çalışma, eğitim, aile birleşimi, iltica) kişiler hangi kurum veya kuruluşlarla yoğun temas kurulacağını bilmelidirler ve tam da bu nedenle dosya hazırlığı yapılırken hem federal hem de yerel düzeydeki yetkilerin iyi anlaşılması gerekir.
2- Hollanda
Hollanda, yukarıda anlatılan Almanya’ya kıyasla daha merkeziyetçi ve hızlı işleyen bir göç yönetim sistemine sahiptir.
Immigratie- en Naturalisatiedienst (IND): Hollanda’da göç süreçlerinin merkezinde Göç ve Vatandaşlık Birimi olan IND yer alır.
Bu kurum özellikle oturma izinlerini değerlendirmek, çalışma ve eğitim vizelerini incelemek, aile birleşimi başvurularını karara bağlamak, iltica başvurularını değerlendirmek ve vatandaşlık başvurularını sonuçlandırmak gibi işlemlerden sorumludur. Bu nedenle diyebiliriz ki, Türkiye’den Hollanda’ya göç etmek isteyen biri için en temel kurum IND’dir. Örneğin; yüksek vasıflı göçmen (Kennismigrant) başvuruları, startup vizesi, aile birleşimi, süresiz oturum (permanent residence) gibi işlemlerin tamamı IND tarafından incelenir.
Centraal Orgaan opvang asielzoekers (COA): COA, sığınmacıların barınma merkezlerini yöneten kurumdur. İltica başvurusu yapan kişiler başvuruları değerlendirilirken COA tarafından işletilen merkezlerde (mülteci kamplarında) kalır. COA’nın başlıca görevleri arasında; barınma sağlamak, temel sosyal destek sunmak, sağlık ve eğitim yönlendirmesi yapmak, ve belediyelerle yerleştirme koordinasyonu sağlamak sayılabilir.
Belediyeler (Gemeenten): Hollanda göç modelinde belediyeler oldukça aktiftir diyebiliriz. Özellikle, mültecilere konut tahsisi, entegrasyon (inburgering) süreçlerinin yönetilmesi, dil kurslarının planlaması ve sosyal yardımların organize edilmesi gibi işlemler belediyelerin sorumluluk alanındadır.
Hollanda’ya göç ile ilgilenen kişiler; ilk etapta IND ile muhatap olur ve kararı da bu kurum verir; ancak uzun vadeli uyum süreci belediye ile yürütülür. İltica eden kişiler de ilk günden itibaren COA bünyesinde işlemlerini yürütür. IND kararları genellikle belirli süre standartlarına bağlıdır ve dijital başvuru sistemi oldukça gelişmiştir.
3- Türkiye
Almanya ve Hollanda’nın aksine Türkiye, hem göç veren hem de göç alan bir ülkedir. Bu nedenle kurumsal yapı hem bir geçiş ülkesi ve hem de hedef ülke olarak iki yönlü bir işlev görür.
Göç İdaresi Başkanlığı: Türkiye’de göç yönetiminde başat faktör Göç İdaresi Başkanlığı’dır ve bütün işlemler 81 ilde İl Göç Müdürlükleri aracılığıyla faaliyet yürütür. Göç İdaresinin başlıca görevleri arasında; ikamet izni başvuruları, uluslararası koruma başvuruları, geçici koruma işlemleri, sınır dışı ve geri gönderme süreçler, ve yabancılara yönelik idari denetim gibi işlemler sayılabilir.
Türkiye’den Avrupa’ya gitmek isteyenler açısından Göç İdaresi dolaylı bir role sahiptir. Örneğin; çıkış yasakları, idari gözetim kararları, uluslararası koruma başvurusu yapmış kişilerin seyahat durumu gibi konular da Göç İdaresi yetkisindedir.
Dış Temsilcilikler ve Konsolosluklar: Türkiye’den Almanya veya Hollanda’ya çalışma ya da aile birleşimi vizesiyle gitmek isteyenler için ilk başvuru genellikle ilgili ülkenin konsoloslukları (veya iData veya VFS Global gibi aracı kurumlar) aracılığıyla yapılır. Bu aşamada Türkiye’deki prosedürler ile hedef ülkenin iç hukuku birlikte işler.
Göç ile ilgilenen herkes ayrıca şunu da bilmelidir ki sadece resmi kurumlar değil ama aynı zamanda sahadaki destek mekanizmaları ve STK’lar da hukuki danışmanlık, psikososyal destek, dil eğitimi, ve iş bulma rehberliği gibi alanlarda destek sağlamaları yönüyle kritik öneme sahiptir.
Sonuç olarak göç işleyişinde; kurumsal yetki dağılımını bilmek, karar merciilerini doğru tespit etmek, başvuru türüne göre strateji geliştirmek ve de kamu kurumları ile yerel aktörlerle iletişim ağı kurmak bazı temel gerekliliklerdir.
















