Küresel Göç Trendleri ve Avrupa Bağlamı

Göçün ne olduğuna ve nedenlerine baktıktan sonra bu bölümde güncel küresel göç trendleri ve Avrupa’daki göç hareketleri irdelenecektir.

Bu yazıda önce göçle alakalı bazı istatistikler ve güncel gelişmeler ele alınacak ve daha sonra da göçün toplumlar ve nüfus yapıları üzerindeki etkileri tartışılacaktır. Ayrıca özellikle Almanya ve Hollanda gibi ülkelerden örneklerle Avrupa’nın göç profili analiz edilecektir.

Küresel Eğilimler

Uluslararası göçmen sayısı her yıl artış eğilimindedir. Dünya genelinde 1990’da 150 milyon civarında olan uluslararası göçmen sayısı 2020’de 281 milyonu bulmuştur ve bu sayı gün geçtikçe artmaktadır. 

2025 itibarıyla, dünya genelinde uluslararası göçmen sayısının yaklaşık 305–310 milyon seviyesine ulaştığı tahmin edilmektedir. Bu kişiler farklı sebeplerle ülkelerinden ayrılmış durumdadır: Örneğin bir kısmı işçi olarak çalışmak için, bir kısmı aile birleşimi yoluyla ve önemli bir bölümü de zorunlu göç kapsamında yer alıyor. 

Küresel zorunlu göç rakamları özellikle son dönemde çarpıcı biçimde yükselmiştir ve elbette Avrupa da bu konuda nasibini almıştır. Avrupa (bölge genelinde), 2024 ortası itibarıyla yaklaşık 94 milyon uluslararası göçmen barındırmaktadır ve bunun da 16,8 Milyonu Almanya’da bulunmaktadır.

BM Mülteci Örgütü (UNHCR) verilerine göre 2024 yılı sonu için dünya çapında çatışma, savaş ve zulüm nedeniyle 130,8 milyon kişi zorla yerinden edilmiştir; bunun içinde 32,5 milyon civarı mülteci, 6,9 milyon kadar sığınmacı ve 62,9 milyonun üzerinde ülke içinde yerinden edilmiş insan bulunmaktadır. Yani dünya nüfusunun yaklaşık %1,5’i bugün zorunlu yerinden edilme yaşamaktadır.

BM verilerine göre Rakamlarla Göç -2024

Bu rakamlarda başta Almanya ve Hollanda olmak üzere AB ülkeleri refah ve yaşam koşulları sebebiyle önemli birer hedef ülkeler konumundadırlar. Bu denli büyük göç hareketleri, hem kaynak hem de hedef ülkelerde ekonomik ve sosyal baskılar oluşturmakta, uluslararası iş birliğinin, göç uzmanlarının ve danışmanların önemini artırmaktadır.

Avrupa’daki Göç Trendleri

Avrupa Birliği ülkeleri, son yıllarda hem düzenli göçmenlerin hem de sığınmacıların yoğun olarak hedeflediği bölgelerdir. 2023 yılında AB ülkeleri, AB üyesi olmayan ülke vatandaşlarına toplam 3,7 milyon ilk oturma izni vermiştir. Bu, 2022’ye kıyasla %4,7’lik bir artışa işaret etmekte ve veri toplamanın başladığı 2013 yılından bu yana en yüksek yıllık değeri temsil etmektedir. 

Henüz yayımlanmış 2024 ve 2025 verileri bulunmamakla birlikte, bu yükselişin devam ettiği öngörülebilir. Bu izinlerin dağılımına bakıldığında Avrupa’ya gelen göçmenlerin gerekçeleri şu şekilde sıralanabilir:

1- İş ve İstihdam Temelli Göç

2023’te verilen oturma izinlerinin %33,8’i (yaklaşık 1,3 milyon) çalışma amacıyladır. Avrupa ekonomileri, kendi işgücü açığını kapatmak üzere çok sayıda yabancı işçi çekmektedir. Özellikle bilişim teknolojileri, mühendislik, sağlık gibi sektörlerde yetişmiş insan gücüne talep yüksektir. Örneğin, Hindistan, Ukrayna, Belarus ve Türkiye gibi ülkelerden AB’ye gelenlerin büyük kısmı iş amaçlı vizeler almıştır.

Aİ tarafından oluşturulmuştur.

2- Aile Birleşimi (Family Reunification) Temelli Göç

Tüm izinlerin %26,4’ü aile birleşimi kapsamındadır (eş, çocuk, ebeveyn getirilmesi gibi). Bu kategoride Fas vatandaşları ilk sıralarda yer almaktadır. Avrupa’da Faslı ve Türk göçmenler, aile birleşimi yoluyla en çok oturum izni alan gruplardan biridir. Doğal olarak iş veya iltica nedeniyle daha önce gelen göçmenlerin ailelerini getirmesiyle bu kategori büyümektedir.

3- Uluslararası Koruma

İzinlerin %25,6’sı ise insani nedenler ve diğer kapsamındadır. Bu başlık, iltica ve mülteci kabulü gibi uluslararası koruma durumlarını içerir. 2022’den 2023’e insani kategoride de artış yaşanmıştır (+%5,3). 2023’te Avrupa’da en çok insani oturma izni alan gruplar arasında Belaruslular (148.957 kişi), Suriyeliler (127.043), Afganlar (97.339) ve Ukraynalılar (53.186) bulunmaktadır. Bu rakamlar, özellikle Ukrayna krizi ve Belarus’taki siyasi baskılar gibi bölgesel gelişmelerin Avrupa’ya yansımalarını göstermektedir. Türkiye’den ise dini inanç, sosyal topluluk, etnik köken veya cinsiyet yönelimi gibi sebeplerle Avrupa’ya ilticalar gerçekleşmektedir.

4- Eğitim Temelli Göç

İzinlerin %14,3’ü eğitim amaçlıdır. Bu oran küçük gibi görünse de 2023’te eğitim kategorisi en büyük artışı göstermiştir (+%13,5). Avrupa üniversiteleri, dünyanın dört bir yanından öğrencileri çekmektedir. Özellikle Hindistan (38.157 öğrenci), Çin (35.620) ve ABD (26.821) vatandaşları Avrupa’daki eğitim izinlerinden en çok yararlananlar olmuştur. Avrupa’nın kaliteli yükseköğrenim kurumları ve araştırma imkanları, dışarıdan öğrenci akışını sürekli kılmaktadır.

Avrupa’da Asylum (İltica) Trendleri

Düzensiz göç ve iltica başvuruları da Avrupa gündeminin önemli bir parçasıdır ve ayrıca ele alınmayı hak etmektedir. 2023 yılında AB+ ülkelerine 1,14 milyon sığınma başvurusu yapılmıştır ve bu rakam 2015–2016 mülteci krizinden sonraki en yüksek düzeye işaret etmektedir.

Günümüze gelindiğinde ise, Avrupa genelinde göç yönetimi, siyasi tartışmaların merkezinde yer almakta; özellikle yükselen aşırı sağ partiler göç karşıtı söylemlerini sertleştirirken, merkez partiler ise kontrollü göçü destekleyen daha dengeli politikalar geliştirmeye çalışmaktadır. Almanya ve Hollanda gibi ülkelerde iş gücü açığı nedeniyle nitelikli göçe ihtiyaç duyulsa da, iltica ve düzensiz göç alanında kamuoyunda kutuplaşma gözle görünür bir şekilde belirginleşmiştir. AB içinde dayanışma ve yük paylaşımı konuları sıkça krizlere yol açarken, Yunanistan, İtalya ve İspanya gibi göç yollarına sınır ülkeler yoğun başvurular nedeniyle baskı altındadır.

Son yıllarda ise bu gelişmelerden dolayı AB+ ülkelerine yapılan sığınma başvurularında düşüş gözlemlenmektedir: 2024 yılında 1,01 milyon başvuru alınarak önceki yıla göre %11 oranında gerileme kaydedilmiş; 2025’in ilk çeyreğinde ise yalnızca yaklaşık 184 bin ilk başvuru yapılmıştır. Bu düşüşe rağmen, başvuru sayılarında Suriyeliler, Afganlar, Venezuelalılar ve Türk vatandaşları üst sıralarda yer almıştır.

Artan sığınmacı sayısı, AB içinde Dublin Sistemi olarak bilinen mevcut iltica düzenlemelerinin (ilk giriş ülkesinin sorumluluğu) yetersizliklerini tekrar tartışmaya açmıştır. Nitekim 2015’teki krizde Yunanistan, İtalya gibi ülkelere yığılan başvurular diğer üyelerle gerilim yaratmıştı.

Bunu çözmek için AB ülkeleri uzun süredir yeni bir Göç ve İltica Paktı üzerinde müzakereler yürütmüş ve Aralık 2023’te temel konularda anlaşmaya varmışlardır. Ancak belirsizlik hala devam etmektedır. Yeni düzenlemeler ile sığınmacıların üye ülkelere daha adil dağılımı ve sınır prosedürlerinin hızlandırılması hedeflenmektedir. Örneğin, anlaşmaya göre her ülkeye yıllık belli bir sığınmacı kotası tanımlanacak; kabul etmeyen ülkeler, alan ülkelere mali katkı yapmak zorunda kalacaktır.

Sonuç olarak, Türkiye kaynaklı ve Avrupa hedefli göç hareketlerine ilgi duyan herkesin bu eğilim ve trendleri bilmesi ve de rakamların gücünden faydalanabilmesi gerekir.