Göç İle İlgili Temel Kavramlar — 2

Göç ile ilgili temel kavramları açıklamaya devam ediyoruz!

Göçmen (Migrant)

Geniş anlamıyla göçmen, daha iyi bir yaşam standardı elde etmek veya geleceğe dair beklentilerini gerçekleştirmek amacıyla kendi ülkesini gönüllü olarak terk edip başka bir ülkeye veya bölgeye giden kişidir. Göçmenler, zulüm veya savaştan değil, çoğunlukla ekonomik, eğitimsel veya ailesel nedenlerle hareket ederler. Uluslararası hukukta “göçmen” kavramı, sığınmacı ve mültecileri de zaman zaman kapsayacak şekilde kullanılabilmektedir. Göçmenler, kendi ülkesinin vatandaşlık korumasından yararlanmaya devam ederler; yani geri dönmek istediklerinde ülkeleri onları kabul etmek zorundadır. Önemle vurgulamak gerekir ki, medyada zaman zaman rastlanan “kaçak göçmen, yasadışı mülteci” gibi terimler yanlıştır ve insanların statüsünü kriminalize ettiği için kullanılmamalıdır. Bunun yerine “düzensiz göçmen” gibi terimler tercih edilmelidir.

Düzensiz Göçmen (Irregular Migrant)

Gideceği ülkenin yasal giriş koşullarını ihlal ederek giren, vize/ikamet süresini aşarak kalan veya yasadışı yollardan ülkeye girmiş kişi için kullanılır. Örneğin vizesiz sınır geçişi yapanlar veya vizesi bitmesine rağmen ülkede kalmaya devam edenler düzensiz göçmen sayılır. Düzensiz statü, bazen kişinin kastı olmaksızın da oluşabilir (örneğin prosedürleri bilmemekten ötürü). Göç danışmanlarının, danışanlarını bu durumdan korumak için yasal süreler ve süreçler hakkında doğru bilgilendirme yapması kritik önem taşır.

Mülteci (Refugee)

Uluslararası koruma terminolojisinin en önemli kavramıdır. 1951 tarihli Cenevre Sözleşmesi’ne göre mülteci, ırkı, dini, milliyeti, belli bir sosyal gruba mensubiyeti veya siyasi düşüncesi nedeniyle zulme uğrayacağından haklı sebeplerle korktuğu için ülkesinden ayrılan ve dönmek istemeyen/dönemeyen kişidir. Mülteci statüsü, söz konusu kişinin bu korkusunun haklı ve geçerli olduğunun resmi makamlarca tanınmasıyla verilir. Mülteciler, uluslararası hukuk gereği geri gönderilmeme (non-refoulement) ilkesine tabidir; yani hayatlarının tehlikede olduğu yere zorla iade edilemezler. Mülteci statüsü alan kişiler bulundukları ülkede eğitim, çalışma, sağlık gibi haklara erişebilir ve uzun vadede vatandaşlığa dahi başvurabilirler (ülkenin mevzuatına göre).

Not: Türkiye, Cenevre Sözleşmesi’ne coğrafi sınırlama ile taraf olduğu için Avrupa dışından gelenlere mülteci statüsü tanımamakta, onları “şartlı mülteci” olarak adlandırmaktadır. Bu durum, Türkiye’de “mülteci” kavramının halk arasında ve medyada farklı kullanımına yol açmaktadır. Ancak uluslararası bağlamda ve Avrupa’da “mülteci” kavramı, yukarıdaki tanım çerçevesinde evrensel olarak geçerlidir.

Sığınmacı (Asylum Seeker)

Sığınmacı, henüz mülteci statüsü resmi olarak tanınmamış ancak uluslararası koruma arayan kişidir. Yani bir ülkeye veya Birleşmiş Milletler’e iltica başvurusu yapmış, sonucunu bekleyen kişiye sığınmacı denir. Sığınmacılar başvuru süreçleri tamamlanana dek ülkede yasal kalış hakkına sahiptir ve temel hakları koruma altındadır; bu süreçte ülkelerine zorla geri gönderilemezler. Başvuru olumlu sonuçlanırsa mülteci statüsü alırlar; olumsuz olursa itiraz hakları olabilir veya başka koruma türleri (ikincil koruma gibi) değerlendirilebilir. Avrupa’da ve uluslararası literatürde “asylum seeker” terimi yaygınken, Türkiye’de resmi mevzuatta “sığınmacı” terimi teknik olarak kullanılmamaktadır (yerine “uluslararası koruma başvuru sahibi” denir); ancak biz bu kursta anlaşılır olması için “sığınmacı” ifadesini kullanacağız.

Şartlı Mülteci (Conditional Refugee)

Bu kavram, Türkiye’nin coğrafi kısıtlaması nedeniyle ortaya çıkan bir statüdür. Avrupa dışından gelip uluslararası koruma ihtiyacı kabul edilen kişiler Türkiye’de “şartlı mülteci” olarak tanımlanır ve üçüncü bir ülkeye yerleştirilinceye kadar geçici koruma sağlar. Örneğin İran, Irak veya Suriye’den Türkiye’ye gelip iltica başvurusu kabul edilenler şartlı mülteci sayılır. Avrupa ülkelerinde böyle bir ayrım yoktur; orada herkes kabul edilirse mülteci statüsüdür.

İkincil Koruma (Subsidiary Protection)

Mülteci tanımına girmese de ciddi zarara uğrama riski (işkence, savaş ortamı vb.) taşıyan kişilere bazı ülkelerin tanıdığı koruma statüsüdür. AB mevzuatında ikincil koruma statüsü olarak geçer ve bu statü sahipleri mültecilere yakın haklardan faydalanır.

Vatansız (Stateless Person / Haymatlos)

Hiçbir devlet tarafından vatandaş olarak tanınmayan kişidir. Vatansızlık da göç alanında önemli bir sorundur; zira vatansız kişiler için hukuki koruma ve aidiyet sorunları yaşanır. Örneğin, eski Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla vatansız kalan gruplar olmuştur. Uluslararası hukukta 1954 Vatansız Kişilerin Statüsü Sözleşmesi vatansızların haklarını tanımlar.

Expat (Expatriate)

Aslında kelime anlamı itibarıyla expat de bir göçmendir — kendi vatanı dışında yaşayan kişi demektir. Ancak kullanımda genellikle uluslararası şirket çalışanları, diplomatik personel veya profesyonel beyaz yakalılar için “expat” tabiri kullanılır. Türkçede gurbetçi kelimesi, özellikle Avrupa’da işçi olarak bulunan Türkler için tarihsel olarak kullanılagelmiştir (örneğin “Almancı”). Günümüzde “expat” terimi yabancı bir ülkede (çoğunlukla belirli bir süreliğine) yaşayan ve çalışan kişiler için, göçmen kavramından daha elit bir çerçevede kullanılabilmektedir.

Vatansız (Stateless Person / Haymatlos)

Hiçbir devlet tarafından vatandaş olarak tanınmayan kişidir. Vatansızlık da göç alanında önemli bir sorundur; zira vatansız kişiler için hukuki koruma ve aidiyet sorunları yaşanır. Örneğin, eski Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla vatansız kalan gruplar olmuştur. Uluslararası hukukta 1954 Vatansız Kişilerin Statüsü Sözleşmesi vatansızların haklarını tanımlar.

Expat (Expatriate)

Aslında kelime anlamı itibarıyla expat de bir göçmendir — kendi vatanı dışında yaşayan kişi demektir. Ancak kullanımda genellikle uluslararası şirket çalışanları, diplomatik personel veya profesyonel beyaz yakalılar için “expat” tabiri kullanılır. Türkçede gurbetçi kelimesi, özellikle Avrupa’da işçi olarak bulunan Türkler için tarihsel olarak kullanılagelmiştir (örneğin “Almancı”). Günümüzde “expat” terimi yabancı bir ülkede (çoğunlukla belirli bir süreliğine) yaşayan ve çalışan kişiler için, göçmen kavramından daha elit bir çerçevede kullanılabilmektedir.

Diaspora

Bir ülkenin, başka ülkelerde yaşayan ve o ülkelerle bağlarını sürdüren vatandaşları topluluğuna diaspora denir. Örneğin Türk diasporası denince, başta Avrupa ülkeleri olmak üzere dünyanın çeşitli yerlerinde yaşayan Türk kökenli göçmenler anlaşılır. Diaspora toplulukları, göçmenlerin hem geldikleri ülke hem de yaşadıkları ülke ile ekonomik-sosyal ilişkilerinde önemli rol oynar (para havaleleri, kültürel bağlar, lobi faaliyetleri vb.). Göç danışmanları için diaspora ağları, bilgi ve fırsat paylaşımı açısından değerlidir.

Göçmen Kaçakçılığı (Smuggling) ve İnsan Ticareti (Trafficking)

Düzensiz göçle bağlantılı iki suç olgusudur. Kaçakçılık, rızaya dayalı olarak kişilerin yasa dışı yollarla bir ülkeye sokulması iken; insan ticareti, kişilerin zorla veya kandırılarak istismar amaçlı taşınmasıdır. Avrupa’ya düzensiz göç yollarında bu ikisi ciddi bir sorun teşkil eder.

Entegrasyon (Integration) ve Uyum

Göçmenlerin gittikleri toplumla bütünleşme sürecini ifade eden bu kavramlar, ilerideki yazılarımızda da ayrıntılı işlenecektir ancak kısaca göçmenlerin dil, istihdam, sosyal kabul gibi alanlarda ev sahibi topluma katılımını anlatır.

***

Göçe ilgi duyan herkesin, temel kavramları öğrenmenin yanı sıra, uluslararası göç hukukunu ve temel mevzuatını ve de Almanya ve Hollanda gibi bazı hedef ülkelerin ulusal göç mevzuatlarını genel hatlarıyla bilmekte de yarar vardır. Bu konuya da ayrıca değineceğiz.