Geçtiğimiz hafta Halep’te yaşanan çatışmalar sonrası SDG, ABD korumasının kalktığı ilk ciddi sınavından yenilgiyle ayrıldı. Kimileri için bu durum sürpriz olsa da sahayı yakından takip edenler için bu gelişme, Suriye’de uzun süredir biriken daha derin bir sorunun dışa vurumu olarak yorumlandı.
SDG çoğu kişiye göre homojen, disiplinli ve ideolojik bir yapı gibi algılansa da gerçekler çizilen tabloyla tam uyuşmuyor. SDG, YPG’nin askerî çekirdeğini oluşturduğu, Arap aşiretlerinin ise insan gücü, yerel meşruiyet ve yönetilebilirlik sağladığı çok katmanlı bir koalisyondur. Bugün bu koalisyonun en zayıf halkası tam da bu aşiret ayağıdır.
Aşiretler SDG İçin Neden Vazgeçilmezdi?
SDG’nin Deyrizor, Rakka, Tel Abyad ve kısmen Halep çevresinde tutunabilmesi, yalnızca askerî güçle değil, aşiret ağlarının sunduğu rıza ile mümkün oldu. Bu nedenle SDG, kuruluşundan itibaren “aşiretleri entegre eden” bir model benimsedi. Yerel askerî meclisler, sivil konseyler ve aşiret ileri gelenleri bu modelin temel taşıydı.
Ancak burada kritik bir ayrım vardı: Bu aşiretlerin büyük kısmı SDG’ye ideolojik bağlılıktan öte, dönemin şartları nedeniyle zorunlu olarak yaklaştılar. Yani pragmatik davrandılar.
Aşiretler Kimdir, Nerede Dururlar?
Şammar
Haseke merkezli, kuzeydoğu Suriye’nin en köklü aşiretlerinden biridir. El-Sanadid Güçleri aracılığıyla SDG ile en erken ve en kurumsal ilişkiyi kuran yapı olmuştur. Kürtlerle tarihsel iş birliği geçmişi nedeniyle SDG içinde en uyumlu aşiret konumundadır. Ancak bu durum, genelin istisnasıdır.
Tayy
Şammar’ın bölgedeki yükselişine karşı pozisyon alan Tayy aşireti, zamanla Şam yönetimine daha yakın bir çizgiye kaymıştır. SDG’ye mesafeli duruşu, aşiretler arası rekabetin de bir yansımasıdır.
Ukaydat Konfederasyonu
Deyrizor ve Fırat hattının en geniş konfederasyonudur. Şaitat, Bukayir, Ubeyd gibi birçok kolu bünyesinde barındırır. SDG’nin en büyük Arap insan kaynağı buradan gelmiştir. Fakat aynı zamanda SDG’ye karşı en büyük kırılmalar da bu konfederasyon içinde yaşanmıştır.
Şaitat
Ukaydat’ın en bilinen kollarından biridir. IŞİD tarafından büyük katliamlara uğraması nedeniyle bir dönem SDG’nin en kararlı müttefiklerinden biri olmuştur. Ancak 2025’te yaşanan infaz vakası sonrası SDG’ye karşı genel seferberlik ilan ederek açık kopuş yaşayan ilk büyük aşiret olmuştur.
Bekara (Baggara)
Tel Abyad, Rakka ve Deyrizor hattında etkilidir. Kalabalık nüfusu ve silahlı kapasitesi nedeniyle kritik bir aktördür. SDG’nin zorunlu askerlik ve mülk politikalarına karşı çıkarak askerî iş birliğini askıya almış, Şam yönetimine yakınlaşmıştır.
Zubeydi
Ukaydat’ın bağlı olduğu daha geniş konfederatif yapı olarak anılır. Daha çok siyasi ve toplumsal çerçevede zikredilir. SDG’ye doğrudan entegre bir askeri yapı değildir.
Naim – Aneze – Hannada
Rakka ve Tel Abyad çevresinde yaşayan bu aşiretler, SDG ile daha sınırlı ve dalgalı ilişkiler kurmuştur. Çoğu zaman nötr kalmayı tercih etmiş, zorunlu askerlik politikaları sonrası mesafelerini artırmışlardır.
Cays, Slouk, Hamam Türkmen
Tel Abyad çevresindeki Arap ve Türkmen aşiretleridir. Türkiye ile güçlü bağları olan bu gruplar, SDG’ye en mesafeli yapılar arasında yer alırlar ama bölgede yaşamaları nedeniyle diğer aşiretlerle ilişkileri mevcuttur.
Peki Destek Neden Çözülüyor?
Aşiretlerin SDG’ye verdiği desteğin üç temel nedeni vardı.
- IŞİD tehdidine karşı güvenlik
- ABD varlığının sağladığı güç ve caydırıcılık
- Yerel güç dengelerinde avantaj sağlamak
IŞİD tehdidinin ortadan kalkması ve Şam’da idarenin el değiştirmesi ile bölge aşiretlerinin birinci gündemine “yerel güç dengelerinde avantaj sağlamak” oturdu diyebiliriz. ABD’nin Fırat’ın doğusunda partner olarak gördüğü SDG içindeki aşiretlerin beklentilerine tek tek cevap verme gibi bir yeteneği de yok. Birinin isteğine diğeri karşı çıkan güç öbeklerinden bahsediyoruz. Bu kapsamda son yıllarda SDG’nin Arap bölgelerinde uyguladığı zorunlu askerlik, mülk müsaderesi ve merkeziyetçi yönetim, aşiretlerde ciddi rahatsızlık yaratmıştı. Bu rahatsızlık bir müddet açık isyana dönüşmedi, ancak uzun zamandır süren kısık sesli homurdanmaların tonunun bugünlerde artmaya başladığı sahadan gelen haberlerle teyit ediliyor. Tabii Şam yönetimi de boş durmuyor, yerel aşiretlerle kurduğu temaslar ile bölgesel ittifakları kendi lehine değiştirmek istiyor.
Özetlersek…
Halep’te SDG’nin bazı mahallelerden yerel destek görmeden çekilmek zorunda kalması, aşiretlere çok net bir mesaj verdi: “SDG geri çekilebilir; kalıcı olan yerel güçlerdir.” Bu mesaj, Deyrizor ve Rakka’daki aşiretlerin de gündemine Şam idaresi tarafından âdete dayatılıyor.
Bugün SDG’nin önünde iki net seçenek var:
İlk seçenek: Aşiretleri sadece askerî aparat olarak görmeye devam etmek. Bu bakış açısı, güç dengesi değiştiğinde hızlı ve kitlesel saf değiştirmeleri beraberinde getirir.
İkinci seçenek: Aşiretleri gerçek siyasi aktörler olarak tanımak. Bu ise YPG’nin ağırlığını azaltan SDG’nin merkeziyetçi yapısını gevşetmesini ve gerçek yerel temsili zorunlu kılar.
Şu ana kadarki tablo, SDG’nin birinci seçeneği tercih ettiğini ve Fırat’ın doğusunda bunun bedelini ödediğini göstermektedir. Şimdi herkes Rojava’ya sıra gelip gelmeyeceğini merak ediyor. Kürtlerin ABD himayesi dışında nasıl bir B planı olduğunu bilmiyoruz ama Suriye’nin doğusunda istikrar, silahların değil, rızanın ürünü olursa kalıcı olabilir. ABD himayesi olmadan Şam ve Türkiye arasında kalan Rojava’nın hiçbir şansı yok. Bu bakımdan yerel dengelerin korunması Kürtler açısından bir zorunluluk. Kaldı ki yerel aşiretlerin rızasını kaybeden bir yapı, sahada ne kadar güçlü olursa olsun, masa başında kaybeder.
Kaynaklar
https://thenationalcontext.com/shammar-chief-meets-al-sharaa-in-most-significant-sdf-linked-tribal-outreach
https://en.wikipedia.org/wiki/Al-Sanadid_Forces
https://www.euaa.europa.eu/coi/syria/2025/country-focus/4-recent-security-trends/43-areas-under-control-syrian-democratic-forces-sdf
https://english.enabbaladi.net/archives/2025/09/syrian-tribe-declares-mobilization-against-sdf-in-eastern-deir-ezzor-after-killing-of-young-man
https://www.washingtoninstitute.org/policy-analysis/tal-abyad-achilles-heel-syrian-kurdish-belt
















